Bir mendil, bir damla gözyaşı ve bir küçük veda sözcüğü: ELVEDA…Alışılagelmiş ayrılık tablolarından biri daha…Ama bu diğerlerinden farklı, bu hüzünlü hikaye senin hikayen…
Bu denli acı verdiğini bilmiyordum, dediğini duyar gibiyim.Yaşamdan hep istediklerini elde edemezsin ya. Bazen böyle acı çekersin,içinde küçük bir kor oluşur.Acın içinde o kadar büyür ki bir anda içinden çıkıverir. O küçük aslında kocaman olan kor bir anda tüm gökyüzünü kaplar. Nefes almakta zorlanırsın kendi oluşturduğun o kor bulutun içinde.Ne yapacağını bilemezsin,acı çekersin,acı çekersin…
Kolay değildir yıllarını verdiğin o şehirden ayrılmak.Sen burda büyüdün,hayatının en zor anlarını burda geçirdin.Delice sevmeyi,dostluğu, kardeşliği burada öğrendin.Bazen düştün,kaybettin ama sen yılmamaya da burda alıştın.
Bir an kendini farklı bir dünyanın içerisinde bulursun. Yabancısı olduğun şehir,tanımadığın yüzler,kokusunu bilmediğini hava, sesine alışkın olmadığın kalabalık…Hepsi ama hepsi seni sıkmaya yeter de artar bile.Başını kaldırıp boşalırsın aniden. Sonra dayanamaz ağlarsın,ağlarsın
Bir anda sözün kalmaz içinde bulunduğun hali anlatmak için. Kelimeleri nasıl kullanacağını bilemezsin.Hangisini önce, hangisini sonra kullanacağını kestiremezsin.Kendini amansız bir denizin içinde buluverirsin. Kendi denizinde boğulursun,ölürsün,ölürsün bir nebze…
Ayrılıklara yürürsün…Adım adım hem de ayakların geri geri giderken.Acı çekmek, ağlamak, bir nebze ölmek…Hepsini toplarsın,hatta yanına en çok ihtiyacın olan bir parça umudunu alarak yürürsün karanlıktaki aydınlık ayrılıklara doğru…
Tuba ...