mamcellat h2o Denemeler - www.mereto.net - Blogcu



« Önceki |

8/3/2007

Ölümsüz Aşk

Genç kız yine acılar içinde odasında yatıyordu. Henuz hayatının baharında ölümle yüz yüzeydi. Babası onu kurtarmak için gazetelere ilan vermiş, para teklif etmişti. Ama onun kalbinin teklemesi değil, kalbinin içindeki sızı ilgilendiriyordu. Sevdiği aklına geldi bir damla yaş daha döküldü gözlerinden. Ayrıldıklarından beri tam beş çile dolu yıl geçmişti. Aslında sevgilerinin arasına o kahrolası para girmişti. Hatırlıyorduda sevdiği ona birkeresinde:
- Ben zengin değilim belki ama seni seven bir kalbim var. Sana sadece onu verebilirim, demişti.

Zaten sevgiye muhtaç birisi başka ne isteyebilirdiki. Kendisini sevmesi yeterdi.O en çok Saçlarının dökülmesine üzülüyordu. Çünkü sevdiği öpmüş koklamıştı saçlarını. Her dökülen saç yüreğine bir hançer olup saplanıyordu. Şimdi tek isteği sevdiğinin son anlarında yanında olmasıydı. Ne olurdu onu birkez daha görebilse, onu birkez daha koklayabilse.Bu düşünceler arasında uykuya daldı.

Babası heyecanlı bir şekilde kızının odasına girdi. " Müjde kızım,kalp bulundu " dediğinde kızının bir peri güzellliğinde, sevdiğinin özleminden ıslanmış yüzüne baktı ve çıktı odadan...

Genç kız, bir hafta sonra kendine geldiğinde sanki başka bir dünyadaydı. İçinde acaip bir his vardı. Sanki bu dünya ona çok farklı gelmişti. Aklına yine sevdiği geldi. Kalbi eskisinden daha hızlı atmaya başladı. Kalbi değişmişti ama sevdiğini eskisinden daha çok sever olmuştu.

Bir gece ansızın uyandı uykusundan kalbi çok hızlı atıyordu. Bu durum sürekli böyle devam etti.Doktora gitti, durumunu anlattı. doktor:
- Bir aya kalmaz geçer, demişti.
Ama aradan aylar geçmesine rağmen durum aynıydı.

Birgün bahçeye çıktı Çiçekleri seviyordu. Kırmızı güllerin yanına gitti. Kalbi hızlı hızlı atmaya başladı. En çok kırmızı gülleri severdi. Çünkü sevdiği ona benzediğini söylerdi hep. Birden kapı çaldı. Kapıyı açtı kimse yoktu. Yere baktı bir mektup vardı ve onaydı. Mektubu açtı ve kalbi hızlı hızlı atmaya başladı. Bu onun kokusuydu. Koltuğuna zarzor oturabildi. Zarfın içinden mektubu titreyen ellerle çıkardı ve okumaya başladı :
" Sevdiğim, bugün sevdamızın altıncı yılı. Seni hep sevdim. Seninle ayrılmak zorunda kaldığımızdan beri, bir kalbe iki sevginin sığmayacağını bildiğimden ne birini sevdim ne de evlendim. Her günüm çile ve azapla geçti. Hergün sana şiirler yazdım, hergün şiirlerimi okudum ve hergün ağladım. Tam beş yıl boyunca hergün yazdım, okudum, ağladım. Birgün önüme bir fırsat çıktı. Bu fırsatı reddedip kendime daha fazla haksızlık edemezdim. Belki seni unuturum diye senden çok uzaklara gittim. Ama şimdi seni daha çok özlüyorum. Her gece yanına geliyorum o masum yüzünü okşuyor yanaklarına öpücükler konduruyorum, sen uyanıyorsun benim geldiğimi anladığını sanıyorum ama sen o tatlı uykuna geri dönüyorsun. Sevdiğim hep ben geldim senin yanına artık sen gel olurmu. Kırmızı güllerimize iyi bak. Ve artık unutma içinde seni senden daha çok seven bir kalbin var artık. Ona iyi bak olurmu. Kırmızı güllere ve kalbimize iyi bak. Seni yanıma gelene kadar bekleyeceğim sevdiğim Hoşçakal..."

8/3/2007

Aşk Ve Ölüm

Not : Bu Yazdıgım Hikaye Yaşanmış Bir Hikayedir...

Aşk Ve Ölüm...!

9.SINIF

Şuan dersteyiz .yanımda dünya tatlısı bir kız oturuyor.Yüzüne bakmaya kıyamıyorum.onu ne kadar çok sevdiğimi bilmiyor.o benim en yakın arkadaşım. beni sadece arkadaşı olarak görüyor.nedenini bilmiyorum ama kendimden çok utanıyorum...

10.SINIF

Evdeydim arayıp erkek arkadaşıyla tartıştığını ve bana ihtiyacı olduğunu söyledi.sonra bize geldi.bana sıkı sıkı sarılıp ağladı.Şuan dizimde uyuyor.saçlarını okşayıp ogül yüzünü doya doya seyrettim.ben onu o kadar çok severken o beni sadece arkadaşı olarak görüyor.nedenini bilmiyorum ama kendimden çok utanıyorum...

11.SINIF MEZUNİYET BALOSu

Onunla çocukluktan beri arkadaşız.8. sınıftayken birbirimize söz vermiştik lise sonda mezuniyet balosuna gidecek eşimiz olmazsa beraber gidecektik.beni aradı ve erkek arkadaşının hastalanıp gelemeyeceğini söyledi ve beraber gidebilir miyiz diye sordu. kabul etttim onu evinden aldım.balodaki en güzel kız oydu.bembeyaz elbisesiyle tıpkı bir melek gibiydi..gece boyu dans ettik.kollarımdayken hep aynı şeyi düşündüm onu çok seviyordum .gece sonunda onu evine bıraktım.beni yanağımdan öpüp en iyi arkadaşı olduğumu söyledi.onu gerçekten çok seviyorum.ama o beni arkadaşı olarak görüyor.ona onu sevdiğimi nasıl söylerim. nedenini bilmiyorum ama kenmdimden çok utanıyorum...

Aradan yıllar geçti.. şimdi o canımdan çok sevdiğim meleğimi toprağa veriyorum. özel eşyalarının arasından kara kaplı bir defter çıkmış bana verdiler.okuyup okumamakta kararsızdım.açtım. bu bir günlüktü ve bir sayfasında şöyle yazıyordu...

''Şuan dersteyiz ve yanımda dünya yakışıklısı bir çocuk oturuyor.yüzüne bakmaya doyamıyorum.onu ne kadar çok sevdiğimi bilmiyor.beni arkadaşı olarak görüyor.erkek arkadaşım olduğu yalanını söyleyerek ve sürekli onunla ilgili yalanlar uydurarak yanında olabiliyorum.onu canımdan çok seviyorum.bana bir kerecik SENİ SEVİYORUM deseydi dünyalar benim olurdu...''

Ben bu satırları okurken meleğimi çoktan gömdüler.hıçkırıklarımı tutamıyorumgözümü mezarından alamıyorum.merak etme biriciğim ben de ben de seni çok seviyorum....

 

 

 

6/3/2007

AYRILIKLARA YÜRÜMEK

Bir mendil, bir damla gözyaşı ve bir küçük veda sözcüğü: ELVEDA…Alışılagelmiş ayrılık tablolarından biri daha…Ama bu diğerlerinden farklı, bu hüzünlü hikaye senin hikayen…

                        Bu denli acı verdiğini bilmiyordum, dediğini duyar gibiyim.Yaşamdan hep istediklerini elde edemezsin ya. Bazen böyle acı çekersin,içinde küçük bir kor oluşur.Acın içinde o kadar büyür  ki bir anda içinden çıkıverir. O  küçük aslında kocaman olan kor bir anda tüm gökyüzünü kaplar. Nefes almakta zorlanırsın kendi oluşturduğun o kor bulutun içinde.Ne yapacağını bilemezsin,acı çekersin,acı çekersin…

                        Kolay değildir yıllarını verdiğin o şehirden ayrılmak.Sen burda büyüdün,hayatının en zor anlarını burda geçirdin.Delice sevmeyi,dostluğu, kardeşliği burada öğrendin.Bazen düştün,kaybettin ama sen yılmamaya da burda alıştın.  

                        Bir an kendini farklı bir dünyanın içerisinde bulursun. Yabancısı olduğun şehir,tanımadığın yüzler,kokusunu bilmediğini hava, sesine alışkın olmadığın kalabalık…Hepsi ama hepsi seni sıkmaya yeter de artar bile.Başını kaldırıp boşalırsın aniden.  Sonra dayanamaz ağlarsın,ağlarsın

                        Bir anda sözün kalmaz içinde bulunduğun hali anlatmak için. Kelimeleri nasıl kullanacağını bilemezsin.Hangisini önce, hangisini sonra kullanacağını kestiremezsin.Kendini amansız bir denizin içinde buluverirsin. Kendi denizinde boğulursun,ölürsün,ölürsün bir nebze…

            Ayrılıklara yürürsün…Adım adım hem de ayakların geri geri giderken.Acı çekmek, ağlamak, bir nebze ölmek…Hepsini toplarsın,hatta yanına en çok ihtiyacın olan bir parça umudunu alarak yürürsün karanlıktaki aydınlık ayrılıklara doğru…

                       

                        Tuba ...

6/3/2007

AĞLAMAK GÜZELDİR

   Gece başlayan yağmur şiddetini azaltmış, ince ince yağıyordu. Yağarken çıkardığı anlam genç kızın okuduğu şiirle bütünleşiyordu;

        Elimden tut yoksa düşeceğim

        Yoksa bir bir yıldızlar düşecek

        Eğer şairsem, beni tanırsan

        Yağmurdan korktuğumu bilirsen

        Gözlerim aklına gelirse

        Elimden tut yoksa düşeceğim

        Yağmur beni götürecek yoksa beni…

   Dökülen bu sözler genç kızın duygularını kabartmıştı.

   Bir an gözlerini okuduğu kitaptan ayırdı. Pencerenin yanına doğru yaklaştı. Gözlerini gökyüzüne dikti. Gökyüzünün ağladığını fark etti. İnce ince gözyaşlarını, toprağa bırakıyordu. Her haykırışında açılıyor, açıldıkça da duygularını sanki genç kıza anlatmak istiyordu. Toprak onun gözyaşlarını içine çekiyor, nefesini de dışarıya atıyordu. Gökyüzü halen ağlıyor, ağlıyordu…

   ‘Tıpkı bizim gibi’ diyerek iç çekti genç kız. O da ağlardı. Tıpkı gökyüzü gibi. Tüm duygularını boşaltıverirdi. Ağlamak onun için bir rahatlama, bir haykırıştı.Ama kimse duymazdı onun feryadını, kimse bilmezdi.Oysa ne kadar isterdi birilerine anlatmayı, paylaşarak yaşamayı. Bu durum karşısında küçülür, kendi denizinde boğulurdu. Kimse ona elini uzatıp, onu bu durumdan kurtarmazdı O zaman da hayata küser ve and içerdi barışmamak üzere.

   Masasına doğru yaklaştı. Artık hayatı sevmeliydi, ona bağlanmalıydı. Hayat onun için vazgeçilmez bir dost olmalıydı. Yıllardır sakladığı beyaz incili kutusunu eline aldı. İçerisinde özgürlüğü çalınmış bir gül vardı. Tıpkı onun gibi hayata küsmüş bir gül. Artık özgürlük zamanı gelmişti. Kutuyu duvara doğru fırlattı. İçindeki gül ayaklarının önüne yuvarlandı. Rengi solmuş, yaprakları kuruyarak ufalanmıştı. Ama özgürlüğünün sevinciyle birden parlayıverdi. Genç kız eğilerek onu ellerinin arasına aldı. Okşadı, okşadı ve pencereye doğru ilerledi.

   Artık hayatla mücadelesinde yenik değildi. Başarmıştı. Evet, buna inanamıyordu ama başarabilmişti. Birden gökyüzüne baktı. Yağmur durmuştu.  Ama o da ne? Elinin üzerine damlalar düşüyordu. Yağmur değilse neydi bu? Anlamıştı. Bu kez kendi yağmuru başlamıştı.

    Ağlamak artık ona acı vermiyordu. Ağladıkça rahatlıyordu. Hayata sımsıkı bağlanıyordu.

    Gözlerini tekrar gökyüzüne dikti. İkisinin de yağmurları durmuştu. Akıllarından geçen ise sadece şuydu; Ağla, ağla… Çünkü, AĞLAMAK  GÜZELDİR.

 

Tuba ....

6/3/2007

MAVİ-YEŞİL DÜNYAM

Az önce yatmaya hazırlanıyordum ki penceremin usulca  çalındığını fark ettim.Gidip baktığımda karşımda o nurlu nur dostumu gördüm.Beni ziyarete geldiğine o kadar çok sevindim ki bunu anlatmamam imkansızın ötesi. Ama o da ne,neden içeri gelmiyorsun,diye sorduğumda,elini uzattı ve bana dedi ki;GEL…!

                        Bir anda kendimi gökyüzünün maviliğinde buluverdim.Yanımdaki parlak nur dostum ellerimden tutmuş, beni hayallerimi dahi zorlayan bir yere götürüyordu.Biraz sonra bir gemiye bindik ama çok tuhaftı,gemi gökyüzünde ilerliyordu.Normal gemilerden çok farklıydı, bir kere bu gemi yüzmüyor,uçuyordu…Tek benzerliği bu gemi de diğerleri gibi sonsuz maviliği yara yara ilerliyordu.

                        Aşağıya baktığımda kendimi son derece rahat hissettim. Uçuyorum adeta ve uçarken hafifliyordum.Gözlerimle bu tarifi imkansız güzelliği süzerken, düşünüyorum ben daha önce böyle bir güzellik görmemiştim.

                        Bir süre sonra kendimi çok güzel, yemyeşil bir ormanın üzerinde buldum.Yeşilin her tonunu burada bulmak mümkündü.Burası o kadar kocamandı ki bu muhteşem sonsuzluğun nerede bittiğini göremiyordun bile.Derince bir nefes aldım ve emin oldum, ben bu nefesi daha önce hiçbir yerde almamıştım.

                         Aslında  nur dostum bana bir şeyler anlatmaya çalışıyordu, ama…Neyse bunu zamanla anlayacaktım.Yavaşça ve usulca aşağı doğru süzülürken,yüzümü okşayan rüzgardan da nasibimi almayı ihmal etmedim.Çimenlerin üzerinde çıplak ayaklarınla gezinirken, yaşadığım en zor günlerimi çoktan geride bırakmıştım bile…Sonra tüm benliğimle ve umut dolu yüreğimle bir o yana bir bu yana yuvarlanmaya başladım.Bu bana o kadar huzur verdi ki…Yeşil bir dünyanın bana bu kadar huzur vereceğini hiç düşünmemiştim.

                         Uzun bir süre bu harika mekandan faydalandıktan sonra bir ağacın yanına geldim ve gölgeliğinde dinlenmeye başladım.Bu ağaç farklı bir ağaçtı. Kökleri göklerde,dalları yerlerde olan harika bir ağaçtı bu.Ve inanılmaz güzeldi, evet çok güzeldi. Bir de baktım ki üzerinde her türden meyveler var. O anda anladım ki yüce yaratan bu dünyayı bizlere tıpkı bu ağaç gibi sunuyor ve üzerinde türlü türlü güzellikler sunuyor. Aslında her şey o kadar anlamlı ki, her şey farklı yaratılmış.Bunu anlamak zor değil, biraz daha dikkatli bakmalıyız hayata ve Rabbimizin bizleri ne kadar çok sevdiğini aklımızdan bir an olsun çıkarmamalıyız.

                         Şükretmek için dizlerimin üzerine çöktüm. Ve yemyeşil bir dünya üzerine oturup, başımı masmavi bir dünyaya kaldırdım. İşte dedim, benim dünyam; mavi ve yeşil arasında kalmış saf, temiz, küçük aslında kocaman olan, hoş ve muhteşem bir dünya…

                                 MAVİ VE YEŞİL… İŞTE BENİM DÜNYAM!

 

Tuba .....

Google
-------------------

Kardelen FM 'de Şu An

-----------------------
isim Degistirmek icin /nick yeniisminiz Nickinizin Sifresini Girmek icin /pass sifreniz yazarak entere basabilirsiniz!
İletişim için mail atabilirsiniz sasonluyuz@hotmail.com !
Unutmayınki karşınızdaki bir insan.Vasıf AKSOY iyi muhabbetler Diler

Arkadaşlar aşagıda kasa toplama görüntüsü vardır Umarım işinize yarar.Vasıf AKSOY

Get your own Chat Box! Go Large!